21 Eylül 2008

Yeni Bir Mecra: Pvirus

Ad-kritik'te gördüm ve yaratıcı geldi. Yeni mecramız hayırlı olsun.
Pvirus: "Pvirus, sosyalleşme üzerine kurulu yeni nesil bir reklam hareketidir. İnternetteki sosyal ağlar üzerindeki profil fotoğraflarının, küçük değişikliklerle ( bakınız sağdaki resimler) bir reklam mecrası olarak kullanılmasından ibarettir. Bu küçük değişiklik karşılığında, pvirus üyelerine, her bir hafta için en az 5 YTL ödenecektir."

15 Eylül 2008

Cumhuriyet Gazetesi'nin Yeni Reklamları

Bu reklamları belki de internet yoluyla görmüş olabilirsiniz. Peki ne düşünürsünüz?




Turkcell Halka Karışıyor! - Sinan Demirez




Turkcell bir yol ayrımında. Yıllardan beri hep gündemde olan, geciken, belki de geciktirilen bir yol ayrımı: Cep telefonu kullanıcılarının yıllardır bekledikleri bir başka operatöre geçmek için numara taşınabilirliği hakkı 9 Kasım 2008 tarihinden sonra kullanılmaya başlanacak. Bu devrim niteliğindeki değişimi hesaba katmadan, etkilerinin ne olacağını düşünmeden ne Turkcell ne de diğer operatörlerin iletişimlerini değerlendirmek çok doğru olmaz.

Şöyle ki; Artık marka imajlarının değil, müşteri için yaratılan avantajların, promosyonların, hizmetlerin, servislerin %100 olarak yön verdiği bir iletişim rekabeti izleyeceğiz. Turkcell iletişimlerinin arkasındaki gizli gücü hepimiz biliyoruz, yaşıyoruz, birebir hissediyoruz. “Bir 532 ya da 533’lü hatta sahip olmanın verdiği dayanılmaz hafifliği” diye de özetlenebilecek bu gücün etkisi yeni dönem rekabet koşulları içerisinde sarsılacak gibi görünüyor. Müşterisi için en ciddi avantajları yaratanın, daha az paraya daha çok konuşulmasını sağlayanın fark yaratacağı bir rekabetle karşı karşıyayız. Bu yeni, yepyeni bir rekabet şekli ve bildiğimiz bütün kuralları değiştirmeye muktedir. Şimdi “zaten hep öyle değil miydi?” demeyin sakın. Evet değildi!

Bugüne kadar, Turkcell’in “havalı, prestijli bir marka” olduğu, göründüğü “0-0” başlamayan bir rekabet söz konusuydu. Bundan 1 yıl önce hiç bir Allah’ın kulu Recep İvedik gibi bir kahramanı Turkcell iletişiminin baş aktörü yapamazdı. Yapsaydı ona ya deli ya da işbilmez denirdi. Ama artık durum farklı. Kimse 532’li caanım hattından, numarasından vazgeçmeden, daha ucuz olan operatörü tercih edebilecek. Bunun Recep İvedik’le de başladığını gördüğümüz iletişim yansımaları ne mi olacak peki?

Turkcell artık halkın arasına karışmak zorunda. Eski iletişimlerinde gözlemlenebilen kendinden emin, kibirli olmayan ama rakiplerine üstten baktığı her halinden belli olan “ben işime bakarım, rekabeti pek umursamam” tavrı artık, ne yazık ki çalışmayacak. Eski konumuna, duruşuna ve büyüklüğüne göre bakarsak, Turkcell’in yeni rekabette rakiplerine göre kaybedeceği daha çok şey var. Bu durum markayı Avea ve Vodafone’dan bile daha halkçı davranmak zorunda bırakacak.

Avea ve Vodafone’un bu yeni rekabette tuzları daha kuru. Rekabet onları avantajlı kılacak ve onlar geçmişten beri süregelen avantajlı tarifelerinin sayesinde, zaten halka yakın olan imajlarıyla ellerini ovuşturmaya başladılar bile. Bu yeni rekabette markalarını daha havalı hale getirecek imaj iletişimlerine hız vermeleri ve bir nevi pekiştirmenin peşinde koşmaları dahi mümkün.
Ancak Turkcell’in, bir an önce halkın arasına karışıp olası müşteri kayıplarını en aza indirme amacında, telaşında olacağını tahmin ediyorum. Bunu gerek tarifelerinde görülmemiş indirimler, kampanyalar yaparak (burada geçmiş dönemde rekabet yasalarından kaynaklanan limitleri göz ardı etmemek gerek) gerekse halka daha da yakınlaşıp, onlardan biri gibi davranarak gerçekleştirmesi muhtemel.

İndirimler kampanyalar zaten ortada, Recep İvedik de markanın yeni yüzü oldu. Halklaşmayı anlıyoruz ama Recep İvedik tercihi biraz hızlı bir geçiş olmadı mı diyenler olabilir. Evet, tartışılabilir bir durum ama bu tercih, Turkcell’in yeni rekabet koşulları için gözlerini nasıl kararttığını daha iyi resmedebilir. Sonuç itibariyle Recep İvedik, bu ülkede halka ulaşmanın, onların yanında olmanın en ciddi kısayoludur, ajans ve marka da bu gerçeğe göre hareket etmiştir. Bunları göz ardı edersek, yapılacak eleştiriler isabetsiz olacaktır.

Recep İvedik kampanyasının, karakterinin gör dediği kısaca şudur: Eskiden sadece Berk’in, Bora’nın, İlayda’nın markası olarak görünmeye imtina eden Turkcell, artık Ahmet’in, Mehmet’in Hikmet’in markası olarak görünecek, halkın arasına karışacak.

14 Eylül 2008

Yeni Tasarım

Belki bildiğiniz gibi iş değişikliği sebebiyle son zamanlarda ReklamYAZILARI grubuyla da sitesiyle de çok fazla ilgilenemedim. Bu sebeple siz ziyaretçilerden bir nebze özür dilemek için siteyi yeniledim. Çok da yeni bir anlayış olmasa da ReklamYAZILARI sitesinin yeni bir tasarımı ve fonksiyonları var. Mesela şimdi yazılara yazdığınız yorumlar neredeyse anında sitenin ana sayfasında yayında olacaklar.

ReklamYAZILARI'nın e-mail grubunda son zamanlarda tartışma gayet iyi gidiyor ama siteye o kadar yazı gelmiyor. Grupta oldukça sıkı tartışılan Recep İvedik ve kamuflajlı altbezi konularıyla ilgili makalelerinizi sitede yayınlamak üzere bekliyorum. Bu yüzden yazar olmak isteyenler lütfen bana bir mail atsınlar ben de hemen davetiye yollayayım. Ya da blog yazarı olmak gibi tekno-bürokrasiyle uğraşmak istemeyenler yazılarını direk bana yollasınlar ben de adınızla yayınlarım.

Yeni tasarımın yeni yazılarınıza vesile olması dilkelerimle...

12 Eylül 2008

Coca-Cola 007 - Shaken, Not Stirred!


Dahası var mı bilemiyorum. İşte "product placement" ya da güzel Türkçemizle "ürün yerleştirme". Fazla söze gerek yok. Aşağıda anlatılıyor ve resim de kendini anlatıyor zaten.


"Coca-Cola Great Britain has joined forces with Sony Entertainment to promote the upcoming James Bond film, Quantum of Solace, temporarily renaming the Coke Zero brand, Coca-Cola Zero Zero 7.

“We’re delighted to be involved in this exciting project. The new edgier Bond persona is the ultimate embodiment of the Coke Zero brand personality, and is expected to deepen the brand’s engagement with its core target audience of 20-something men,” said Bobby Brittain, brand director, Coca-Cola Great Britain.

Coca-Cola Zero Zero 7 will be launched with specially crafted bottles featuring the 007 logo, a picture of star Daniel Craig and the new film’s title." via LiciensingExpo.

Söylemiştim demeyi sevmem ama söylemiştim.

Bu adresteki habere göre Google artık resmen TV reklamı satmaya başlıyor. Peki medya planlamacılar ne yapacak o zaman? Görüşlerinizi lütfen bu postun altına yorum olarak ekleyiniz.
30 SECOND SPOT: DISPATCHES FROM THE WORLD OF MEDIA AND ADVERTISING:
September 12, 2008

Google's empire keeps growing. The Web search giant announced this week that it will begin selling ads on U.S. television networks owned by NBC Universal.

The deal has NBC Universal making ad time available for sale through Google's TV Ads program, and the partnership could spread to other TV properties. The deal suggests that large media companies, which have regarded Google with suspicion, may now be more willing to work with it, the New York Times reports.

In the U.S., Google faces increasing competition from cable providers, which have teamed to develop their own system to place ads on TV."

5 Eylül 2008

The End of ATCW As We Know It

Ali Taran ilginç bir veda kaleme almış. Bu sayfadan okuyabilirsiniz.
"Dedim ki arkadaşlara, ‘Diyelim yıllardır zaten HomeOffice sistemi varmış ve biz de herkes gibi bu sistemle çalışırmışız. Bir gün ben gelip sizlere diyorum ki, arkadaşlar yakın bir tarihte yeni bir sisteme geçiyoruz. Bir işyerimiz olacak, buraya kısaca ajans diyeceğiz, ve artık her gün, hepimiz ajansa geleceğiz ve sabah 08.30 ile akşam 17.30 arası ajansta birlikte bulunacağız. Öğlen de 1 saat yemek molamız olacak.’

‘Ne derdiniz bana?’

‘Yanlış anlamadıysak, siz bizim, sabah saat 06.00 gibi yola çıkıp, yaz kış bakmadan, saatlerce yol tepip, yol parası, benzin parası, köprü parası -hadi diyelim o farkı maaşlara ilave edersiniz- verip saat 08.30’da iş yerinde yani ajans dediğiniz yerde olmamızı, akşam da yine aynı eziyet, kasvet, boğuşma eve dönmemizi istediğinizi mi söylüyorsunuz? demez miydiniz?’ dedim.

‘Derdik’ dediler.

Ben de size ‘Evet aynen öyle’ demez miydim?"