29 Mart 2007

Dijital Saat Çaldı, Uyanın Artık!!!

Wall Street Journal'da "On Madison Avenue, A Digital Wake-Up Call" başlığıyla yer alan bir habere göre 1982'den beri aralarından su sızmayan Nike ve Wieden&Kennedy'nin yolları dijital dünya yüzünden açılıyor. WK'nin dijital dünyadan yeterince anlamadığını savunan Nike adeta "Ayrı dünyaların insanlarıyız!" diyerek dijital dünyanın artık reklam stratejisinin kalbinde yer alması gerektiğini eklemiş. Sanırım aşağıdaki bölüm yazının bir özeti olabilir.

Nike now believes digital thinking should be at the heart of ad strategy, according to people familiar with the marketer's thinking. To make digital more central, it needs its main ad agency to be better skilled at digital techniques because the agency is developing ad strategy at the very early stages of a marketing campaign. Ad executives say more mainstream ad firms could lose business unless they figure out how to better integrate digital media. "If people aren't embracing digital they will get left behind; clients are already there and they are gravitating to agencies who get it,"


23 Mart 2007

modernista!

oston'un meşhur ajansı modernista!dan Shane Hutton ve Tim Vaccarino reklamcılığın ve reklam ajanslarının artık "bilindiğin" sınırlarına dayandığını söylüyor. Asıl eğlencenin yapılan her işin tekrardan keşif içermesiyle yeniden başladığını anlatıyor.

22 Mart 2007

Kapitaal - Reklam Kirliliğine Değişik 1 Yaklaşım

Basit bir günde karşımıza çıkan reklam mesajlarını ve miktarını çok iyi anlatan bir film. Bütün bunların arasında yaptığımız işin iyice algılandığına emin miyiz? Düşünmek gerek.

19 Mart 2007

Reklamı Türkler Yapsaydı?

Çok açık bir şekilde SuperBowl'daki Fedex reklamından alıntılamalar olduğunu düşünüyorum bu McDonald's filminde. Ne dersiniz?

11 Mart 2007

Büyük Reklam Ajansının Sonu

Marketing.Fm'de okuduğum The End of the Big Advertising Agency yani "Büyük Reklam Ajansının Sonu" adlı makalede son dönemde her taşın altından çıkan meşhur NYT yazarı Thomas Friedman tekrar karşıma çıktı. Friedman'ın şirketlerin değişime oldukça uygun modeller ve altyapılar kurması gerektiğine dair kısmı alıntılayan makale 21.yy. reklam ajanslarının yapısına da ipuçları veriyor.

In his book "The World is Flat", Thomas Friedman strongly urges businesses to develop a model and structure that is highly adaptable to change. He warns that jobs, industries, and entire careers will be born and die due to the rapid pace of technology. This will prove to be very true for the future of Advertising. The new agency model of the 21st century will be effective for it’s unconventional, highly adaptable and constantly evolving structure. It will continue to mold and shape itself around what is important. It will constantly embrace change and technology in order to survive unlike its predecessors whose fates lie with the dinosaurs.

Geleneksel Büyük Ajansların Kabusu

Sapient'in yakın zamanda yaptığı bir araştırmaya göre Amerika'daki pazarlama direktörlerinin sadece onda biri tekrar ediyorum, sadece onda biri markalarının online projelerinde geleneksel büyük ajanslarla işbirliği yapmayı kabul ediyor. Pek çok pazarlama aktivitesinin de online dünyalara kaymakta olduğu günümüzde ajansların bu duruma pek de hazırlıklı olmadıkları anlatılıyor.
“Both corporate marketing organizations and agencies are undergoing seismic changes trying to create innovative marketing approaches that deliver real strategic business value,” said Gaston Legorburu, Sapient Chief Creative Officer and head of the Experience Marketing practice at Sapient. “But innovation doesn’t just mean snapping some cool digital programs into a conventional advertising platform. Two of the greatest challenges companies are struggling with are how to measure the effectiveness of the marketing spend and how to operationalize their entire digital strategy. Most agencies and corporate teams are just not equipped to do either yet.”

30 Saniyeden Sonra Hayat

Jaffe Juice adlı pazarlama blogunun da yaratıcısı olan Joseph Jaffe yazdığı Life after the 30 Second Spot" adlı kitapta günümüzde tökezleyen geleneksel reklam anlayışının hikayesini anlatırken bu anlayışa israrla sarılan reklam ajanslarına önemli bir ders veriyor. Değişen medya ve tüketicinin arkasından değişmesi gereken reklam anlayışını örnekleyebilmek için de kitabının 10. bölümünü kitaba basmayarak kitabın internet sitesi olan Lifeafter30.com üzerinden yayınlamış. Kitabın da bir özeti sayılabiliecek 10. bölümü buradan dinleyebilirsiniz. Dilerseniz kitabı Amazon'dan satın alabilirsiniz.

Innovation in Advertising Won't Come From Google or Any Big Agency

B.L.Ochman son yazısında Google CEOsu Eric Schmidt'in yatırımcı konferansında anlattıklarını kaleme almış. Hedef kitlelerinin iyice daraldığı çağımızda, Schmidt asıl oyunun daha yeni başladığından söz ediyor. B.L.Ochman dayanamayıp aşağıdaki satırları eklemiş.

I believe the era of the big ad agency is over. And so is the time when a giant like Google or Yahoo! will dominate online advertising. The specialization, the real creativity, the new direction will come from niche agencies that specialize in particular aspects of online advertising. Those will soon be popping up like spring flowers.

10 Mart 2007

The Seinfeld Principle for Advertising

BusinessWeek'in sitesinde yayınlanan Reklamda Seinfeld Kuramı adlı makale reklamverenlerin yayına giren reklamlarından hemen ertesi gün ciddi sonuçlar beklememesi gerektiğini Seinfeld dizisinin başarı hikayesiyle anlatıyor. 10 Emmy alan Seinfeld dizisinin ancak 4. yılında Amerika'da ilk 30 TV programı arasına girdiğini yazan Steve McKee gerçekten yaratıcı reklam kampanyalarının sonuçları için de zaman tanınması gerektiğine iyi bir örnek veriyor.
Anything truly creative is, by definition, new. And new things are often different. Advertisers must be careful not to draw conclusions too soon after they launch their fledgling campaigns. If they expect their advertising to perform like a blockbuster movie, generating box office records on opening weekend, they are likely to be disappointed. Sure, some creative efforts break out immediately, but others take time to develop. And those that develop more slowly can have a great impact at a fraction of the cost

Agile Creativity - David Armano


David Armano Digitas Kreatif Başkan Yardımcılarından. Kişisel blogu Logic+Emotion yani "Mantık+Duygu" pazarlama, marka deneyimi ve deneyim tasarımı gibi konuların kesişim kümesinde geçen yazılarla dolu. Geçtiğimiz günlerde okuduğum yazılarından Agile Creativity yani "Çevik Yaratıcılık" gün geçtikçe hızlanan dünyada reklam ve benzeri işleri yapan kişiler için anlamlı analizler içeriyor. İşte bir kaç paragraf hemen burada...

Think about it. If you never planned a thing in your life, never had any goals or aspirations—never thought about your next move, you might find yourself in a constant state of improvisation. On the other hand, you can try to plan your life out to the last detail—but life has a way of working out in ways you could have never planned for.

Why should creativity be any different? Agile Creativity is about planning for a variety of scenarios—anticipating and developing a strategy, but not being so rigid as to lose the capacity to improvise when things don't go as planned. In the overlap exists a state of agility, founded off a core set of guiding principals—yet flexible enough to adapt to changes in the creative ecosystem. Easier said than done? You bet.

ReklamYAZILARI'nın hikayesi

MediaThink dergisinin son sayısında ReklamYAZILARI ve ailesine genişçe yer verildi. Öncelikle bunun için MediaThink'e teşekkürler. Ancak yayınlan yazı benim vermiş olduğum yazıdan uzaklaşarak kesilmiş ve amaçlananın ötesinde medyatik hale getirilmiştir.

MediaThink dergisine röportaj için vermiş olduğum orijinal yazı aşağıdadır. Yazının özellikle sayın Mod2. Oğuzhan Akay'a teşekkür ettiğim kısmı da dahil olmak üzere önemli kısımları çıkarılmış olduğu için MediaThink dergisinin önümüzdeki sayısında ifadelerine göre bazı düzeltmeler yayınlanacaktır. Hep birlikte göreceğiz.

Ancak belki de asıl önemlisi bütün ricalarıma ve uyarılarıma karşın röportajda yine benim adım ön plana çıkarılmıştır. Bu noktada ReklamYAZILARI mail grubu ve oradan doğan tüm platformların sahibinin ben değil yine bu platformun üyeleri olduğunu tekrarlamam gerekir. ReklamYAZILARI, Mod.un yani benim kendime pay çıkartmak için yaptığım bir uğraş değildir. Biraz olsun sektöre ve daha iyi işler yapılmasına katkı sağlaması amacıyla hepimiz için varolan ReklamYAZILARI'nın hikayesi de aşağıda MediaThink dergisine yolladığım yazıda mevcuttur.

Mod.


ReklamYAZILARI Nereden Çıktı?

Önceleri Coca-Cola’da çalışırken 7 ajansla karşı karşıya çalışırken ki ülkenin ilk 3-5 büyük ajansından da bahsediyoruz, o ajansların kreatif direktörleri, yaratıcı ekipleri ve pek çok değerli çalışanlarıyla her gün kendi işimiz haricinde zaten dünyayı, hem pazarlamayı, reklamı konuşuyorduk. Günlük yaşamın vazgeçilmez bir parçası haline gelen tartışma ortamı oldukça zevkliydi. Coca-Cola’dan ayrıldıktan sonra açıkçası bu müthiş tartışma ortamını özlediğim için bunun arayışıyla Yahoo altında kurduk ReklamYAZILARI’nı... İlk kurduğumuz zaman 11 kişiydik. Bu kişiler zaten bahsettiğim tartışma ortamlarını paylaştığımız ve karşılıklı çalıştığımız insanlardı. Grubun elektronik olarak kayıtlara geçen kuruluş tarihi 25 Aralık 2001 oldu.

ReklamYAZILARI’nın isim babası Murat Yurddaş.

Zamanında Y&R/Reklamevi’nde çalışırken bilgisayarında hazırlayıp birkaç sayı çıkartarak arkadaşlarına ve sektöre kısıtlı sayıda dağıttığı bir bültenin adıydı Reklam Yazıları. Kendisiyle birlikte çalışırken bu bülteni ayağa kaldırmakla ilgili bir hedefimiz vardı. Fakat neye niyet neye kısmet; ReklamYAZILARI bir bülten yerine bir tartışma ortamı olarak hayata geçti.

Tartışma ortamı.

ReklamYAZILARI’nda ilk mesajlaşmalar dünyayı ve o günün Türkiye’sini, meslekte yapılanları, yapılmaya çalışılanları tartışarak başladı. Bu tartışmalar o dönem üyeler için önemli beyin jimnastiği oluyordu. Az zamanda ilgi odağı haline gelen bu tartışma ortamı bugün itibariyle 1400’ü aşkın seçilmiş üyesiyle sektörün güncel konuları sıcak sıcak tartıştığı yegane platform haline geldi.

2001’de başlayan macera geçtiğimiz 25 Aralık’ta beşinci senesini bitirdi. Önce 200 kişilere geldi, grup şekil değiştirmeye başladı. Başkaları gelmeye başlayınca esas kadro rahatsız olmaya başladı. İlk olarak 200-300’lerde sorguladık ne oluyoruz diye. 500’lere gelince çok ciddi bir moderasyon yükü binmeye başladı. 1000.nci üyeye geldiğimizde ReklamYAZILARI’nın ne olduğunu anlatan ve dolayısıyla içerik kalitesini korumaya çalışan bir mektup yazdım. Bu mektubu 1000.nci üyeye hitaben yazdım. (ekte ayrıca doküman)

Burada önemli olan mesele şu: Biz egosu çok yüksek bir meslekteyiz. Bu meslekteki insanların da egoları çok yüksek. Biraz bu egoların yüksek olmasından dolayı, biraz da bu sektörün gelişmiş ülkelere kıyasla geriden gelmesinden dolayı çok ciddi bir tartışma ortamı eksikliği var. Yıllarca evvel pazarlama dergileri bile bu tartışma ortamını sağlamakta yetersiz kaldılar. İhtiyacımız olan tartışma ortamı bir türlü sağlanamadı. Grubun çıkış noktası bu eksikliği gidermek değildi ama ReklamYAZILARI bu ihtiyacı da karşılıyor gibi hissediyorum. O yüzden bu kadar çok üyesi var.

Yaptığımız işin tek bir doğrusu yok o yüzden tartışmaya ihtiyacımız var. Doğru yapılan şeylerin de doğru yapıldığını öğrenme ihtiyacımız var. Özellikle sektör tekrar büyümeye geçti. Bir sürü iş var. Daha konuşulmamış deliler gibi işler var grupta. Moderasyon işi hangisi yayınlanır, yayınlanmadan öte biraz hangi konuları gündeme getirsek diye de başlangıç var. Bu da gerekli, bunu da yapmaya çalışıyoruz bazen.

RY’ye kimsenin para vermesini istemiyorum, sahibi yok. İyi anlamda orta malı grup. Ortak aidiyet duygusu. Para verilmediği için yeterince içerik olmadığını söylenmemesi lazım ama söyleniyor yine de. Ben de bu durumda “Sen RY için ne yaptın” diyorum. İnsanlar genelde vermeden almak istiyorlar. Bu da RY’da bir yere kadar. Bu tartışma kimi zaman “Bakın Norveç’te ne yapmışlar?”dan başlıyor ya da bir akşam yayınlanan dizide “öyle olmasaydı” diye devam ediyor. Sonuçta anlamlı olması gerekiyor grupta yapılan tartışmaların. Önemli olan mesele de bu.

İçerik Kalitesi

Editoryal süzgeç olarak grubun içerik kalitesini korumaya çalışıyorum. Ne var ki içerik kalitesini tek yönlü koruyabiliyorum. Malzememiz belli, oraya üye olan seçilmiş öğrenciler veya profesyoneller (reklam ajanslarında veya şirketlerde çalışan) var. Yazılanların kalitesini arttırmam mümkün değil. Ancak kaliteyi düşürmemek için yayınlamayı engellediğimiz mesajlar var.

Kimileri moderasyonu beğenmiyor: Niye bizim mesajımızı sildin, yayınlamadın diyor. Ama grubun bence bugün bu kadar ciddi üye sayısına ulaşmasında en büyük etken bu moderasyon. Günde en az 40-45 dakikam ReklamYAZILARI ile geçiyor. Oraya gelen mailleri tek tek okumamız gerekiyor yayınlamadan önce. Bu noktada grubun son bir kaç yılında üye kabulü ve moderasyon konusunda çok değerli zamanını esirgemeyerek ciddi bir şekilde yardımcı olan Oğuzhan Akay’a yürekten teşekkürlerimi sunmak isterim.

1000’nci üyeye mektupta bu konuyu açıklamaya çalışmıştım. Burada bir şeyleri eleştirmiş olmak için yazmıyoruz. Sadece eleştiri de aramıyoruz. Yapıcı eleştiri arıyoruz. Birisi bir şeyi iyi yaptıysa onu da söylemeliyiz diyoruz. “Helal olsun” diyelim ki ilerlediğimizi bilelim. Bu gelişimci tartışma mantığı hakim aslında grupta. Bir diğer nokta bu tartışma ortamı hiç kimseyi yermek ya da yüceltmek için kurulmadı. Ben orada hiçbir zaman kendi işimi, eşimin dostumun işini övmedim ve böyle bir şeye izin de vermedim. Anlaşılması gereken hiç bir kurumun himayesinde değil ReklamYAZILARI. Destekli bir proje değil bu, tamamen bağımsızdır.

Bu platform aynı zamanda reklam verilecekmiş bir mecra gibi de algılanabiliyor. Onları da ret ediyoruz. Böyle teklifleri çok aldık. Ama bağımsız kalabilmek için reklam kaygısı taşımamak gerekiyor. Unutulmaması gereken ReklamYAZILARI hizmetinin bedava yapılıyor olması... Grubun mecra olmasını istemedim. Bir mecra para kazanmaya başladığı zaman para kazandığı kaynaklara eleştiri gönderemez. Bu kadar net. Şu an medyada da gündemde bu konu. Kimden ne kadar reklam bütçesi aldın ve karşılığında kaç tane haber çıkarttın? Medya kirliliği, bulanıklığı yaşadığımız için RY’de tüm yazıları insanların kendi adlıları sorumluluk ve bağımsızlıkla yazılabilmesi için mecra olarak kullanmak istemedik. Prensiple çalışan bir grup bu.

Kim bu üyeler?

Bugünkü üye sayısına üye kabul etmekten ziyade üye reddederek ulaştık. Günde beş-altı başvurunun bir kısmını reddetmek durumunda kalıyoruz. Aslında çok daha fazla insan buraya katılmak istiyor. 11 kişiyle kurduğumuz zaman 12., 13. kişi kim olacak çok büyük bir meseleydi. Orada kendi aramızdaydık. O yüzden öncelikle hep ajanslarla gittik. Ajanslarda bildiğimiz insanları buraya davet ettik. Ajanslardan sonra reklamverenler de buraya girmeye başladı. Dışarıya mailler paylaşılmaya başlayınca insanlar da buraya üye olup içeriği ilk elden görmek istediler. Bir süre sonra da üniversitelerdeki öğretim görevlilerinin derslerinde haberi yaymasıyla Bilgi, İstanbul, Marmara, Anadolu üniversitelerinden reklam ve halkla ilişkiler departmanlarında okuyanlar gruba dahil olmaya başladılar. Ciddi anlamda katılımlar oldu. Şu anda 1400 kişinin üçte biri öğrenci neredeyse. Ustalarla tanışmak ve daha deneyimli insanlar ne diyorlar diye gelmeye başladılar. Üyeler kendilerini göstermek için de geliyorlar. Bunu unutmamak lazım.

ReklamYAZILARI’nın bu kadar büyümesine diğer bir sebep önceleri kapalı bir kutu olmasıydı. Bir yılı aşkın bir süredir gruptaki mesajlar üye olmayanlarca da internetten okunabiliyor. Şu anda herhangi birisi internette reklamyazilari.com’a girdiğinde orada aslında mail grubundaki mesajların linklerini görebiliyor. ReklamYAZILARI’nın mail grubuna insanlar okumak için üye olmaları gerekmiyor. Üye olurlarsa o zaman sadece e-maillerine geliyor bu yazılar. Eğer yazmak istiyorlarsa o zaman kesin üye olmaları gerekiyor. Yazdıklarının da hepsinin yayınlanacağı anlamına gelmiyor.

Duygusal bir ortam değil burası. RY’nin bir misyonu olması gerektiğini düşünüyorum. Sert bir moderasyon var. Kişisel bir tartışmaya da yer yok. Ekstradan mail kutularına girecek günlük 50 mailin sorumluluğunu taşıyoruz. İçerik kalitesini beğenmediği için ayrılanlar oldu. Ben de onlara malzeme bu, artıramam ki içeriğin kalitesini diyorum ancak. Yapacak bir şey yok.

Kimler üye olabiliyor?

Aslında çok basit: Hariçten gazel okumasını istemiyoruz. “Çok güzel, çok kötü” diyenleri de istemiyoruz. Televole tadında yorumculuk yok. ReklamYAZILARI bu anlamda rezil de ediyor vezir de ediyor. Buradaki insanların yazdıklarının sorumluluğunu almasını istiyorum. ReklamYAZILARI’na yazdıkları katma değerli yazılardan dolayı insanların iş görüşmelerine çağrıldığını da biliyorum.

Lüzumsuz laf kalabalıklarını zaten yayınlamıyoruz. Yazdıklarının arkasında durmalarını istiyoruz insanlardan, duramayacaklarsa da yazmasınlar diyoruz. Hariçten gazel kim okumaz? Reklam ajanslarında, reklam yan sektörlerinde çalışanlar (fotoğraf, jingle, araştırma, prodüksiyon), reklamverenler, öğrenciler, sektör profesyonelleri... İnsanların yazdıkları mesajın altına mutlaka kim olduklarını yazmaları gerekiyor. Bu işle ilgisi nedir? Gerçek adı nedir, şu anda nerede çalışıyor? Bunların paylaşılması lazım, paylaşmayanları zaten almıyoruz. İlk günlerde kapalı olduğu için grup dışarı insanlar buradaki muhabbeti kaçırmamak için üye oluyorlardı. Şimdi üyelik, buraya yazabilmek için oluyor. Kim olduklarını belirttikleri için diğer gruplarda esnek yazma şeklinden sıyrılmış oluyorlar. Bilgi için sorumluluk yükleniyorlar. Düşünerek yazıyorlar. Yazmadıkları zaman ben bazen kimin yazdığını söylüyorum.

Üye olurken kendinizi tanıtın dediği otomatik maile cevap vermezseniz başvuru iptal oluyor. Ama adınız, soyadınız, kurum ya da okul gibi kendi kendinize yaratamayacağınız bir mail adresiniz varsa o zaman direk üye olabiliyorsunuz.

ReklamYAZILARI.NET

Blog mantığı iki senedir popülerleşti. ReklamYAZILARI’nın bir blog haline gelmesi gerektiği bir zamandır öneriliyordu. Mesajlarımızı renklendirmemiz, resim koymamız, yayınlanan mesajları tartışmalar etrafında resmiyle beraber kullanmamız, böyle bir arşivleme sistemi mail grubunda olmadığı için mümkün olmuyordu. Ama blog olunca kim yazacak ve ne yazacak konusu daha önem kazanıyordu. Bir de böyle bir çabaya değmesi gerekiyor. Blog’u yapacaksak ne olacak sorusunun tatmin edici bir cevabı olması gerekiyordu.

Bu sorunun cevabını yakın zamanda verebildim. Mail grubunda sıcak sıcak bugünü tartışıyoruz ve haliyle çok güncel bir ortam. Bir satır bir şey yazıp tartışmaya giriliyor. Mail grubu gün içindeki trafikle beraber konuya hemen yorum yapmak heyecanıyla yürüyor. Ortaya içerik koyulması pek mümkün olmuyor. Yaşadığımız dönem ve değişimler gibi sektörün daha ağır meselelerine edebiyat düzmek istemiyor kimse. Bu da bir eksiklik.


İşte bu noktada blog devreye giriyor. Blog, bu işin yarınını tartışmak üzere daha fazla emek ve düşünce gerektiren yazıların, tartışmaların mecrası olacak. 1400 kişi yazmayacak zaten. Burada insanların, yazma mecburiyetleri yok, emek vererek, daha önce hiç okunmamış bir içeriği yaratmalarını amaçlıyorum. Belki bu yazı dizisi sizin derginizin de içeriğini oluşturacak. 7-8 kişiden de rica edeceğim bu konuda yazmaları için. Konu başlığı belirleyerek yazı dizileri şeklinde ilerleyecek. Mesela ilk konu başlığı “geleceğin reklam ajansı”.

Şimdilerde www.ReklamYAZILARI.net adresinde test yayınında bir blog göreceksiniz. Test yayını yakın zamanda ilk yazı dizisinin başlamasıyla son bulacak.

Ayrıca yine bu adreste diğer test aşamasındaki projelerimizin de linklerini görebilirsiniz. ReklamYAZILARI’nın türevi olarak başlangıç aşamasında olan ReklamİNSANLARI ve ReklamFİLMLERİ projeleri ve hatta Youtube üzerindeki ReklamYAZILARI grubu da zaman ayırabildikçe daha ciddi boyutta ilerleyecek.

Merhaba ReklamHABERLERİ!

ReklamYAZILARI ailesinin son çocuğu ReklamHABERLERİ test yayınına başladı. ReklamHABERLERİ, üşengeç bir reklamcının sabah işe geldiği zaman dünyada neler olup bittiğini kolayca, tek sayfadan, fazla dolaşmadan ve bazen tıklayıp gitmesine bile gerek kalmadan takip edebilmesi için tasarlandı. Haliyle bu sayfada gördüğünüz haber linkleri de oraya taşındı.

Lütfen
ReklamHABERLERİ sayfasında takip etmek istediğiniz diğer siteleri tavsiye etmekten çekinmeyin! Bir e-mail yoluyla hemen bildirin ekleyelim. ReklamHABERLERİ sizlerin de görüşleri doğrultusunda büyüyerek gelişecek ve vatana millete daha yararlı hale gelecek. Güle güle kullanın!

Mod.